MODERN İNSANIN EN BÜYÜK RUHSAL SORUNU: MERKEZSİZLİK
MODERN İNSANIN EN BÜYÜK RUHSAL SORUNU: MERKEZSİZLİK Merkezsizlik , insanın varoluşunu, düşüncesini ve eylemlerini bağlayacağı aşkın bir referans noktasını (ilâhî hakikat, vahiy, ahlâkî ilke) kaybetmesi durumudur. Yani hayatın merkezinde olması gereken “anlam kaynağı”nın yerinden edilmesi veya çoğaltılmasıdır. Merkezsizlik, Allah tasavvurunun hayatın dışına itilmesi, vahyin belirleyici değil, tali bir unsur hâline gelmesi, hakikatin parçalı ve göreli görülmesi anlamına gelir. Bu durumda kişi inançlı olabilir; fakat inancı hayatın bütününü düzenleyen merkez olmaktan çıkar. Merkezsizlik, insanın kendini sabitleyecek bir hakikatten, bir “kıble”den yoksun kalmasıdır. Yönünü kaybeden pusula gibi; hareket vardır ama istikamet yoktur. Merkezini Kaybeden İnsan Modern çağ, insana sınırsız seçenek sundu. Kimlikler, inanç biçimleri, yaşam tarzları, ideolojiler… Fakat seçeneklerin çoğalması, hakikatin berraklaşması anlamına gelmedi. Aksine, merkez kayboldukça insan “seçenek sarhoş...