Kayıtlar

İSLAMİ DİLİN YOZLAŞMASI ÜZERİNE

  İSLAMİ DİLİN YOZLAŞMASI ÜZERİNE Dil, bir düşünce dünyasının hem taşıyıcısı hem de kurucusudur. İslam düşüncesinde dil yalnızca iletişim aracı değil; vahyin muhatap olduğu, anlamın inşa edildiği ve ahlâkın somutlaştığı bir zemindir. Kur’an’ın nüzulüyle birlikte Arapça, yalnızca kelimelerden oluşan bir yapı olmaktan çıkmış; kavramlar, değerler ve yönlendirici ilkelerle yüklü bir anlam sistemi haline gelmiştir. Ancak tarihsel süreçte bu anlam sisteminin aşınmaya uğradığı, İslami dilin kavramsal derinliğini yitirdiği ve giderek biçimsel bir söyleme dönüşmüştür. Bu yazıda, İslami dilin yozlaşmasını nedenleri, görünümleri ve sonuçları ele alınacak. 1. İslami Dil Nedir? İslami dil, sadece dinî terimlerin kullanımı değildir. O, vahyin inşa ettiği anlam dünyasında şekillenen bir kavram dili dir. Kur’an’da geçen iman, küfür, takva, adalet, zulüm, merhamet, salih amel gibi kavramlar; sözlük anlamlarının ötesinde, ahlâkî ve ontolojik bir içeriğe sahiptir. Bu nedenle İslami dil, kelim...

MÜSLÜMANLARIN TARİHİNDE NEDEN ÖZGÜN BİR SİYASET GELİŞMEDİ

  MÜSLÜMANLARIN TARİHİNDE NEDEN ÖZGÜN BİR SİYASET GELİŞMEDİ [1] Siyaset, İbrahimi-İslami bağlamda “İlahi Misak”(7/172) ve “Emanet”(33/72, 4/58) ilkelerine dayanan “Dünya-İnsan Görüşü” nün dolayımında, Müslümanların varlığını-güvenliğini koruma, dünya işlerini deruhte etme çabasıdır. Karşıt siyaset ise, “Tağutluk-Firavunluk-Şeytanlık” tır. Yani “Güç İstenci” tutkusuna bağlı olarak yalan ve zulümdür. Muhammed (a.s), Yemen Arap kültürünün halkı, siyasi sorumluluğa ortak eden “Şura” ilkesine bağlı olarak gerçekleşmiştir (3/159, 42/38). “Dört Halife” döneminin şurayı kurumsallaştıramaması sonucu, “Çoban-Sürü (Saltanat) koduna geri dönülmüş ve Abbasiler ile birlikte de İran’ın “Teokrasi (Zıllullah)” kodu eklemlenmiştir. Ebubekir, Ömer ve Ali’nin siyasetleri, -kurumsal olamasa da- hakkaniyet arayışı iken; Osman, nepotizme kaymıştı. Muaviye’nin başlattığı “Yalan Siyaseti”, daha sonraları Makyavelli tarafından teorik bir yapıya kavuşturulmuştur. [2] Müslüman Siyaset Düşüncesinin Ta...

DİNİ İLİMLERLE İSLAMIN BAŞINA GELENLER

  DİNİ İLİMLERLE İSLAMIN BAŞINA GELENLER   Dini(!) ilimlerden herhangi birinin tarihini sadece o ilmin sınırları içinde yazmak her zaman eksik bir yazım olacaktır. Aslında bütün manzarayı bilmeden manzaranın bir köşesini yorumlamak bizi her zaman doğru sonuca ulaştırmayabilir. Düşünce, duygu ve davranıştan oluşan Kuran’daki dini bütünlüğü, kelamcılar “kuru akılcılığa” hadisçiler “nakilciliğe”; fıkıhçılar ahlaktan kopan (hile-i şeriyye/kitabına uydurma) ve kılı kırk yaran “şekilciliğe” ve tasavvufçular duygularda boğulmaya (aşk, fena, hulul…) dönüştürerek parçalamışlardır.  Bu duruma Kur’an’da baştan sona kadar işleyen insan ruhunun bütüncül işlevleri (düşünce, duygu ve davranış) birlikte dikkate alınmamasından düşülmüştür. Fıkıh Hz. Peygamber hayattayken dinin kaynağı Kur’an’dı. Sahabe devrinde ahkâmla ilgili ayetler sahabe tarafından tefsir ve izah edildi.  Sonra müçtehit imamlar fıkıh meselelerini yazmaya başladı ve büyük müçtehitler ortaya çıktı. Bu devi...

KUR’ÂN’IN TARİH FELSEFESİNDE KİBRİN YERİ

  KUR’ÂN’IN TARİH FELSEFESİNDE KİBRİN YERİ Kur’ân’ın tarih felsefesine baktığımızda kibir sadece bireysel bir ahlâkî zaaf değil, aynı zamanda toplumların yükseliş ve çöküş süreçlerinde belirleyici bir rol oynayan bir faktör olarak ortaya çıkar. KİBİR-İSTİKBAR-HELAK ÜÇGENİ Kibir Kibir, insanın yaratıldığını unutup kendini yeterli görmesi, hakikati reddetmesidir (Alak/6-7; A‘râf/146). Kibir bireyde epistemik perde oluşturur, bu da hakikate kapalılığı doğurur. Sonuç olarak birey düzeyinde gurur,  toplumsal düzeyde ideolojik alt yapıya dönüşür .   Kibir, bir “psikolojik eğilim”dir ama tarihin motor gücü olacak bir şeye dönüşür. İstikbar  İstikbar, kibrin kurumsallaşması; güç, zenginlik ve otorite elitlerinin “üstünlük ideolojisi” üretmesidir (A’râf/75; Kasas/4,39; Zuhruf/51-54). Bu durum, hakikate karşı örgütlü direnç (Mü’min/56), adalet yerine imtiyaz düzeni ve halkın manipülasyonunu doğurur. Sonuç olarak, kibir ideolojiye, toplumsal ifsat ve tarihsel k...